Call Of Duty: Black Ops İncelemesi

Dünyanın en çok satan oyunu olma rekorunu kıran ve rakamlar açısından Modern Warfare 2′yi bile yaya bırakan Call Of Duty Black Ops’un ayrıntılı incelemesi burada!

2

PSIKOLOJIK SAVAŞ

Ana menüye girdiğinizde, oyunun Call of Duty olup olmadığından emin olmak isteyeceksiniz, ‘yanlış oyunu mu açtım ben’ diye düşünebilirsiniz hatta. Alışılagelmedik tarzıyla ile ilk saniyeden gösteriyor farkını Black Ops. CoD’un klasikleşmiş bir özelliğidir, sürekli farklı karakterlerin gözünden mücadele etmek savaşta. Serinin son halkasında ise ara ara farklı karakterleri kullansak da, esas oğlan Alex Mason isimli bir Amerikan askeri. Kendisi sorguda, sorulan sorular doğrultusunda önceden bulunduğu operasyonları anlatıyor.

Oyunun sürprizlerini bozmamak için senaryoya değinmeyeceğim elbette, sadece bir iki şeyden bahsedeceğim. 1961-1968 yılları arasında geçiyor Black Ops, Küba’da yapılan operasyonlardan, Vietnam Savaşı’na kadar birçok olaya ve operasyona şahit oluyoruz, Mason’ı dinlerken ve anılarında mücadele verirken. Gerçek olayların azınlıkta olduğu senaryoda, kurgulanmış bir savaşın peşinden gidiyoruz. Devletler ve kişiler arasındaki savaş, öyle bir karmaşık hal alıyor ki bazen kimin kimle savaştığını, hangi devletin düşman, hangi karakterin dost olduğunu anlayamıyoruz. ABD’nin suikasta uğrayan meşhur başkanı John Fitzgerald Kennedy ve Küba lideri Fidel Castro’yu gibi zamanın önemli isimlerin de oyunda bulunmasını gerçekten beğendim.

3

Vietnam Savaşı’nı ya da Küba ile olan gerilimleri tema edinmiyor yapım, aynı şekilde konusu direkt olarak Soğuk Savaş da değil. Böylelikle senaristler hem kendi senaryolarını yazmış, hem de bu önemli dönemlere değinmişler. Ara videolar, sorgu zamanları ve bir savaştan bir diğerine geçiş yapmalar, kaliteli ve oyuncuyu sürekli meraklandıran kurguyu oyunun en iyi özelliklerinden biri haline getirmiş. ‘Nova 6’ isimli çok tehlikeli bir silah yüzünden, yeri gelecek Sovyet askeri olacak, yeri gelecek Küba sokaklarında savaşacak, bazen de kimin dost kimin düşman olduğunu bilmediğiniz bir yerde önünüze gelen herkesi vurmak zorunda kalan birini kontrol edeceksiniz.

Bunun yanında esas oğlan Alex Mason’ın yaşadıklarını da şahit olurken, savaştan tiksinecek, zaman zaman intikam almak için can atacaksınız. Mason, ne bir süper kahraman, ne de ölümsüz değil. O sadece, Kennedy’nin deyimiyle ‘ellerindekilerden en iyisi’. Uğruna ölmeye hazır olduğu ülkesi için, iki ucu keskin bıçak üzerinde yürüyor. Bazen birine güvenmenin huzurunu yaşarken, bazen de ihanete uğramanın acılarını çekeceksiniz. Her ne kadar Modern Warfare 2’deki savaş konusu daha çok hoşuma gitse de, senaryo olarak Black Ops daha iyi bir yerde.

4

SAVAŞ HIÇ BU KADAR VAHŞET KOKMAMIŞTI

Treyarch son yapımı World at War ile birlikte, Infinity Ward’a göre daha çok şiddet içeren oyunlar yaptığını göstermişti. Aslında WaW’da Japonlarla savaştığımız için, şiddetin diğer oyunlara göre daha çok göze batmasını normal karşılamıştık. Ancak Black Ops’taki sahneleri gördükten sonra, belki de Japonlarla savaşmayı isteyecek, bu vahşete dayanamayacaksınız. Eğer gerçekten etkileneceğinizi düşünüyorsanız, oyun ayarlarından şiddet unsurlarını kapatabilirsiniz. Benim hoşuma gittiği için her seferinde kol-bacak kopuşunu keyifle seyrediyorum.

Psikopat olduğumu falan düşünmeyin, sadece oyuna daha çok keyif katıyor ve daha gerçekçi oluyor yapım, bu tür sahnelerle. Eğer bir de elinizdeki silah ‘pompalı’ ise, o zaman düşman gövdelerinin kaç parçaya ayrıldığını hesap etmek daha da zorlaşıyor. Bacaktan vurduğunuz birinin, dizlerinden itibaren kopma meydana geliyor, omzundan vurursanız kolu vücudundan bir başka yere fırlıyor. Ve bu adamlar önünüzde acıyla bağırırken, vahşeti o zaman görüyorsunuz. Bazı ülkelerde yasaklanan Black Ops, savaşın acımasızlığını çok iyi şekilde yansıtıyor ekranlara. Vuruş hissinin de çok gerçekçi olduğu belirtmekte fayda var.

5

Bu kadar şiddetin içinde, kendinize hazırlanan müthiş haritalarda huzur arayabilirsiniz. Özellikle Vietnam bölümlerinin çok iyi olduğunu söylemeliyim. Oyunun kurgusu sayesinde, Vietnam’ın balta girmemiş ormanlarında gerilla savaşına karşı koyarken, kendinizi Küba sokaklarında çatışmada bulabiliyor, şiddetli yağmur altında çatılardan çatılara atlarken tekrar yolunuzu kaybetmişken, bir anda Sibirya’da soğukla mücadele verirken fark ediyorsunuz neler yaptığınızı.

Senaryonun işleyişine ayak uydurayım derken, bir de çatışmaların hızıyla baş etmeye çalışıyor olacaksınız. Bunun yanına sürekli koşuşturmalar da eklenince, zaman zaman ekran başında, sanki gerçekten de savaşıyormuş gibi yorulacaksınız. Neyse ki, bazen görevlerinizi sessiz sakin halletmek durumunda kalacaksınız, bu tür bölümlerde biraz dinlenir, daha önceden girdiğiniz yoğun çatışmaları sindiriverirsiniz.

6

MULTIPLAYER

Modern Warfare ile birlikte çoklu oyuncu modunda, kendine has özellikleriyle öne çıkan CoD serisi, diğer yapımlara göre hızlı oynanışıyla birçok kişi tarafından beğeniliyordu. Bu konuda en büyük rakibi olan Battlefield serisinin sunduğu imkanları sun(a)masa da, rakibinin hantal oynanışına karşı daha hızlı ve zevkli bir oynanabilirlik sunuyordu oyunculara. MW 2 ile daha da geliştirilen ‘multiplayer’ın üstüne eklemeler yapılarak, oyuncuya daha geniş imkanlar sunulmuş Black Ops’ta.

Anlık puan sisteminin yardımıyla seviyenizi yükselttikçe, kullanabileceğiniz silah sayısı da artıyor. Önceden kilitli olan ve seviyenize uygun olarak açılan silahları, ellerinize alıp düşmana kan kusmak için bir de para ödemeniz gerekiyor. Merak etmeyin gerçek para değil, oyunda bulunan para sisteminin istediğinden. Bulunduğunuz oyunda adam vurmaya yardımcı oldukça veya bizzat öldürdükçe kazanıyorsunuz. Oyuna başlamadan önce belirtilen hedeflerden birini seçip başarılı olduğunuz zaman ise, daha çok para kazanıyorsunuz.

7

Yeni eklenen silahlar ve yepyeni haritalarla birlikte, ‘dedicated server’ desteğiyle de güzel bir deneyim sunmak üzere Call of Duty: Black Ops. Sunmak üzere diyorum, çünkü ‘server’larda çıkan problemler, optimizasyon ve yaşanan performans sorunları, PC’de ‘online’ deneyimi bazen çekilmez hale getiriyor. Benim gibi tek kişilik senaryo düşkünleri dışında, multiplayer’a önem veren oyuncular için bir yama çıkar sanırım.

World at War ile sunulan ‘Zombies’ bölümünün çok beğenildiğini düşünürsek, Treyarch’ın Black Ops’a da aynı türden bir bölüm koymasını normal karşılayabiliriz. Hem de bu sefer John F. Kennedy’i kontrol ederek savaşıyoruz zombilerle. Hatta ‘zombi mod’ için hazırlanmış bir giriş videosu bile var, Kennedy ve Castro’nun da bulunduğu. Co-op desteğiyle birlikte bu bölümün, senaryodan sonra keyifle oynanabileceğini söyleyebilirim.

8

SONUÇ

CoD serisinin üyeleri, bu zamana kadar optimizasyon sorunlarıyla pek uğraştırmamıştı sevenlerini. Ancak sağda solda, forumlarda okumuşsunuzdur, birçok oyuncu kasma-donma sorunları yaşıyor Black Ops oynarken. Grafiklerin güzel olduğunu söyleyebilirim, ancak iyi denebilecek sistemlerde bile zorluk çıkaracak kadar olağanüstü değil. Çevre etkileşimi, önceki yapımlara göre kesinlikle daha iyi. Ufak tefek detaylar ve kaplamalar yine gözden kaçırılsa da, karakter ve harita tasarımları, patlama ve kan efektleri gayet güzel. Ben ara videolarda ve yükleme ekranlarındaki takılmalar dışında pek kasma sorunu yaşamadım, bazen de yoğun çatışmalar esnasında, ancak bu durumu sık yaşayanlardan duyduğum kadarıyla oyun zevkini oldukça baltalıyormuş. Senaryo modunda ve ‘online’ deneyimde yaşattığı performans sorunları, belki de Black Ops’un puanını düşüren en büyük neden.

9

Hans Zimmer imzalı MW2 müziklerinden sonra, birçok oyunun müziğini beğenmez oldum. Gerçi Medal of Honor da, ‘soundtrack’ konusunda oldukça iddialı bir yapım. Black Ops’unda müzikler konusunda iyi olduğunu düşünüyorum. Ice Cube ve Ed Harris gibi önemli aktörlerin de seslendirme ekibinde bulunması, ses konusundaki ciddiyetini gösteriyor yapımın. Hele ki en sevdiğim Hudson karakteri, Ed Harris ile ayrı bir hava kazanmış.

Modern Warfare 2’den hemen sonra çıkacak yapım olmanın zorluğundan bahsetmiştim yukarıda. Black Ops, bu baskıya rağmen başarılı bir yapım gözümde. Özellikle senaryo ve bu senaryonun işlenişiyle, ekrandan kalkamıyor insan. Ancak oyundaki çizgisellik, çok göze batıyor. Arkadaşlarınızla ilerlediğiniz bir bölümde, düşmanların sadece sizi vurmaya çalışması, belli yerlere gelmeden kaç kişi öldürürseniz öldürün düşmanların bitmek bilmemesi, sürekli oyunun istediği yerden ilerlemek ve görünmez duvarlar çok can sıkıyor. 10 metrelik bir koridorun bir ucunda bekliyorsunuz diyelim, diğer ucunda da düşmanlarınız var, hepsini vursanız ama yerinizden hareket etmezseniz, tekrar öldürmek zorunda kalacağınız başka düşmanlar gelecek. MW 2’nin de birkaç bölümünde vardı, ‘bitmek tükenmek bilmeyen düşmanlar’, ancak Black Ops’ta bu biraz abartıya kaçmış. Neredeyse oyunun her anında rastlıyorsunuz bu çizgiselliğe.

10

Olacaklara etki edemediğinizi düşündürmesi yüzünden, Black Ops’un çizgiselliği, en sinir olduğum kısım oldu yapımda, ayrıca performans sorunları da cabası. Buna rağmen kaliteli yapımlar arasında yerini alacak Call of Duty: Black Ops. Bana göre hala Modern Warfare 2 en iyisi bu seride, diğerlerinden bir iki gömlek üstün bir yapım.

pclabs.com.tr

1 comment

  1. ahmet y diyor ki:

    gerçekten müthiş oyun herkese şiddetle tavsiye ediyorum..

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.Giriş

Reklamlar